"Kristal Şehir"

mimarizm.com / 21 Eylül 2011
"Kristal Şehir"
Sergi hakkında şu bilgilere yer veriliyor:

"Şu bir gerçek ki, şehirle ilgili deneyimlerimiz fikir ve imge düzeyinde fiziksel olandan çok daha güçlüdür. Bu açıdan bakıldığında şehirler beton, taş, tuğladan çok bellek ve tarihten inşa edilir. Calvino'dan etkilenen Aldo Rossi, ‘Şehrin Mimarisi'nde, sandalyeden binaya, oradan şehre, her şeyi bir tasarım nesnesi olarak gören işlevselciliğin aksine şehirle mimarlık arasında karşılıklı bir ilişki olduğunu ifade eder: Mimarlık şehrin inşasından sorumlu iken, şehir de kollektif belleği ile mimarlığın kaynağıdır. Böylece şehir, arazi kullanımlarına, istatistik ve grafiklere indirgenen modern planlama ile okunduğunda yeterince anlaşılamayacak kadar karmaşık bir yapıya sahiptir.

"Mekanik yeniden üretim, kitlelerin sanatla ilişkisi ile birlikte sanatın doğasını değiştirirken mimarlık da nesneye dönüşerek bu değişimden nasibini almıştır. Günümüzde şehir merkezlerinin ortasına kurulan dev alışveriş merkezleri ve mega projeler kentsel arzunun nesnesini tanımlamaktadırlar. Susan Sontag'ın belirttiği gibi; geçmişte gerçeklikten hoşnutsuzluk kendini başka bir dünya özlemini ihtiva eden ütopyalarda ifade ederdi. Modern toplumda ise gerçeklikten hoşnutsuzluğun kendini bütün şiddeti ve usandırıcılığıyla bu dünyayı yeniden-üretme özlemi içinde, onun parçalarını benimsemeye yönelik zorlayıcı arzuyla ifade ettiğine şahit olduk. Walter Benjamin, benzer nedenlerle modern mimariyi, izleyiciyi kendini temaşaya davet eden resimle değil, izleyiciyi ‘şok'a maruz bırakan ve dikkatini dağıtan filmle özdeşleştirir ve savaş da dahil kitle hareketlerinin, mekanik donanıma uygun bir davranış biçimi oluşturduğunu söyler. Fotoğraf, film, reklamcılık gibi kitle iletişim araçlarını kullanan ve mekanik donanıma fazlasıyla sahip olan mimari bu bağlamda savaşın dışında düşünülemez: zaten yeniden-inşa edilen savaş bölgeleri çokuluslu inşaat şirketlerinin yeni pazar alanlarıdır, tıpkı kendi içinde bir tür şiddeti barındıran dev alışveriş merkezleri gibi. Kapitalizmin şartları dahilindeki mimarlık, ideolojik bir araç olarak devrimci bir yörüngeye ve sosyal bir dönüşüme sahip olamayacak niteliktedir.

"Bu noktada,kentsel arzu ve takas konusunda işler üreten sanatçılar, şehirlerin yeni arzu nesneleri olan alışveriş merkezlerini; 19. yy. sonu pasajları ve evimizin her şeyi olan ‘IKEA' lar üzerinden, Michel Foucault'nun hetorotopik diye tanımladığı; bireyin, barkodlar, güvenlik kameraları ve elektronik etiketler gibi gizli mekanizmalarla kontrol altında tutulduğu ve mekan, ışık, yönlendirme vb. tasarımlar ile zaman mefhumu unutturularak, hareketlerinin önceden belirlendiği tek tip mekanlar bağlamında yorumluyor. İlginçtir ki 1950' lerde banliyölere inşa edilen dev alışveriş merkezleri, günümüzde eski benzerleri olan pasajlar gibi şehir merkezlerine kaymaktadır.

"Günümüzde mimarlığın aşması gereken eşikte ‘savaş' durmaktadır. Irak'taki askerler, YouTube'a ve Wikileaks'e kendi videolarını yüklüyorlar; olay mahalline ilk varanlar gazeteciler değil artık. İçerisi ile dışarısı yani özel ile kamusal arasındaki ilişkinin yerle bir edildiği modernizm sonrasında, günümüzde, baskın fotoğrafları Internet ya da TV üzerinden neredeyse naklen evlerimize kadar girip, uçucu algılarımızdan hızla geri çıkmaktadır. Geçiciliğin deneyimlendiği şehir mekanı gibi bizzat izleyici de geçicidir ve Calvino'nun bilinmeyene yaptığı yolculukların aksine bugün turist olmak için gidilecek bölgeleri iyi bilmek ve özellikle güvenlikten emin olmak gereklidir. Belirsizlik ve macera ruhu eski seyyah anlayışında kalmıştır artık. Sergideki işlerin bir bölümü turist olarak gitmek için uzun süre tehlikeli sayılan ‘sıcak' coğrafyalara uzanıyor ve baskı, baskın ve şiddet yoluyla evini kaybetme duygusu üzerinde dururken anı ve arzuların değiş tokuşuna savaşın gölgesinden bakmayı deniyor.

"Sergideki sanatçılar mimariye ve şehre ellerinde büyüteçle bakmaktadırlar. Onları bir araya getiren, büyüğün küçüğün içinden çıktığı düşüncesidir. Zira Gaston Bachelard'ın da belirttiği gibi küçük olan, her ne kadar kapısı darsa da, önümüzde bir dünya açar. Bir şeyin ayrıntısı, yeni bir dünyanın, bütün öteki dünyalar gibi, büyüklüğün öz niteliklerini taşıyan bir dünyanın göstergesi olabilir; minyatür, büyüklüğün barınaklarından biridir."
İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :